KHK nasıl yazılır ?

Aykutcan

Global Mod
Global Mod
KHK Nasıl Yazılır? Sosyal Faktörlerle İlişkisi Üzerine Bir İnceleme

Kamu personelinin görevine son verilmesi ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi üzerine yapılan konuşmalar genellikle soğuk, teknokratik bir şekilde ele alınır. Ancak bu meseleye daha dikkatle baktığınızda, yazılı bir KHK (Kanun Hükmünde Kararname) meselesinin, sadece bürokratik bir işlem değil, aynı zamanda toplumsal yapılar, eşitsizlikler ve normlar üzerinden şekillenen bir fenomen olduğunu fark edersiniz. KHK, bir dönemin travmalarını ve toplumun içindeki en zayıf halkaları hedef almayı simgelerken, aslında toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf gibi faktörlerin de ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor. Peki, KHK yazılırken, bu sosyal faktörler nasıl etkili oluyor?

Bu yazı, KHK'nın sadece hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda toplumsal yapılarla ve bu yapıları etkileyen sosyal normlarla ilişkili bir belge olduğunu ele alacak. Toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörlerin etkilerini düşünmek, KHK'nın insanları nasıl etkilediği konusunda daha geniş bir perspektif sunabilir.

KHK: Bir Hukuki Belge mi, Yoksa Toplumsal Eşitsizliklerin Aracı mı?

KHK'nın yazılma süreci, devletin yönetimsel süreçleri içinde normatif bir düzenleme olarak yer alırken, aslında toplumsal yapıları derinden etkileyen bir etkiye sahiptir. Kamu görevlilerinin görevlerinden alınması, disiplin soruşturmaları ve sonuçları, genellikle siyasetin ve toplumsal iktidarın işleyişine dair bir yansıma olarak karşımıza çıkar. Ancak toplumsal faktörlerle olan ilişkisi, yazılma sürecinin ve uygulanmasının nasıl şekillendiğiyle doğrudan bağlantılıdır.

KHK'nın yazılma sürecindeki sosyo-politik bağlam, çoğu zaman toplumun en savunmasız ve dışlanmış kesimlerini hedef alır. Örneğin, kadınların devlet bürokrasisindeki temsili son derece sınırlıdır. Türkiye’de yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, kadınların üst düzey yönetici pozisyonlarındaki oranı %15 civarındadır. Bu durum, kadınların kamu görevlerinde daha çok dışlanmalarına, daha kolay bir şekilde KHK ile işten çıkarılmalarına yol açan bir ortam yaratır. Kadınların toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığa uğraması, çoğu zaman kararname yazım süreçlerine de yansır ve kadın çalışanlar, hem cinsiyetlerinden ötürü daha fazla risk altındadır hem de bu durumun farkında olmadıklarından, başlarına gelecekleri genellikle öngöremezler.

Irk, Sınıf ve KHK: Daha Derin Bir Kesit

Sosyal yapının, özellikle ırk ve sınıf faktörlerinin KHK yazılma sürecindeki etkileri de göz ardı edilemez. Toplumun en düşük sınıflarından gelen bireylerin, kamuda daha düşük pozisyonlarda çalıştığı ve bu kişiler için işten çıkarılma riskinin daha yüksek olduğu bir gerçek. Özellikle Türkiye'de Kürt kökenli bireyler, toplumsal yapının etkisiyle sıkça ayrımcılığa uğrayabiliyorlar. 2016’daki KHK süreçlerinde, Kürt kökenli bireylerin özellikle hedef alındığına dair birçok rapor ve gözlemler bulunmaktadır. Ayrıca, işçi sınıfından gelen insanların da benzer şekilde daha kolay bir şekilde işten çıkarılabildiği ve KHK’nın yazım sürecinin daha az adil olduğu söylenebilir. Bu durum, alt sınıflardan gelen bireylerin devletin karar süreçlerinde daha az temsil edilmesinin ve düşük pozisyonlarda çalıştıkları için daha fazla risk taşıyor olmalarının bir yansımasıdır.

Özellikle ekonomik sınıf farkları, kamu görevlilerinin görevden alınma süreçlerinde ciddi anlamda belirleyicidir. KHK uygulamaları genellikle, “güvenlik” gerekçeleriyle yapılır ve bu gerekçe, çoğu zaman belirli bir ırksal ya da sınıfsal kesimi hedef almak için bir araç olarak kullanılır. Bu durum, “devletin güvenliğini tehdit etmek” gibi soyut gerekçelerle, toplumsal normları tehdit olarak gören bir bakış açısının sonucu olarak karşımıza çıkar.

Kadınların KHK Süreçlerine Empatik Yaklaşımı

Kadınların KHK süreçlerine yaklaşımları, empatik bir bakış açısı taşıma eğilimindedir. Toplumda zaten cinsiyet temelli ayrımcılığa uğrayan kadınlar, bu tür süreçlerden daha fazla etkilenebilirler. Kadınlar, devletin yapısal eşitsizliklerinin daha fazla mağduru olabiliyorlar ve KHK uygulamalarının, genellikle onları daha fazla dışlama eğiliminde olduğunu gözlemleyebiliriz. Toplumsal normların kadına bakışı, özellikle devlet mekanizmalarının ve bürokrasisinin kadınları nasıl işlediği konusunda kadınların daha derin bir farkındalığa sahip olmalarını sağlar.

Kadınların empatik yaklaşımı, bu durumun sadece bireysel değil, toplumsal bir sorun olduğunun farkında olmalarını sağlar. KHK'nın yazım süreçleri, sadece bireysel bir suçluluk ya da görevden alma meselesi değil, toplumsal bir yapının değişmesi gerektiği bir gerçekliktir. Bu nedenle kadınların, toplumsal eşitsizliklerin ve adaletsizliğin farkında olarak, bu yazım süreçlerinde daha duyarlı ve toplumsal değişim talep eden bir duruş sergileyebildikleri söylenebilir.

Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımları

Erkeklerin KHK süreçlerine yaklaşımı ise daha çözüm odaklı ve pragmatik olabilir. Genellikle erkeklerin bu tür toplumsal eşitsizliklere bakış açıları, daha çok somut sonuçlar arayışıyla şekillenir. Erkekler, çözüm odaklı düşünmeye yatkın oldukları için, KHK süreçlerinin daha sistematik bir şekilde denetlenmesini ve iyileştirilmesini savunabilirler. Bununla birlikte, bu durum bazen daha geniş bir toplumsal sorunun göz ardı edilmesine ve sadece "pratik" çözümler arayışına dönüşebilir.

Erkekler arasında, KHK uygulamalarına dair toplumsal yapıları sorgulayan sesler olsa da, bu durum genellikle sosyal yapıları dönüştürmeye yönelik empatik ve duygusal bir yaklaşım yerine, daha çok bireysel düzeydeki çözümlerle sınırlı kalır.

Sonuç: KHK, Sosyal Faktörlerin İzlerini Taşır

KHK yazılma sürecinin sadece bürokratik değil, toplumsal yapılarla derin bir ilişkisi vardır. Kadınların, erkeklerin, ırkların ve sınıfların KHK yazılma süreçlerinde aldığı roller, toplumsal eşitsizliklerin bir yansımasıdır. KHK, aslında sadece hukuki bir metin değil, aynı zamanda toplumun güç dinamiklerini ve bu dinamiklerin nasıl şekillendiğini gösteren bir belgedir.

KHK sürecinin adaletli bir şekilde işlemesi için, bu toplumsal yapılar ve eşitsizlikler göz önünde bulundurulmalıdır. Sosyal yapılar, KHK gibi uygulamalarla daha da pekişebilir ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesine neden olabilir. Bu yazıyı okuduktan sonra, sizce KHK yazılma sürecinde hangi toplumsal faktörler daha fazla etkili oluyor? KHK, sadece hukuki bir düzenleme olarak mı kalmalıdır, yoksa daha geniş bir toplumsal dönüşümün parçası olarak mı ele alınmalıdır? Bu tür sorular, belki de bizim toplumumuzu anlamamız için daha geniş bir perspektif sunabilir.